Karlılık başarı kriteri olarak yeterli değeri görmüyor

Published on November 9, 2020
Karlılık başarı kriteri olarak yeterli değeri görmüyor

Dünya Gazetesi 5 Kasım 2020 sayısında yayınlanmıştır.

Hemen hemen herkes karlılığın, bir işin başarısındaki en önemli ölçüt olduğunu kabul eder. Pandemi döneminde ise karlılık, önceki dönemlere kıyasla daha da önem kazandı. Geçmiş dönemlerde karlılığı yüksek olan ve nakit rezerv biriktiren şirketler, krizle çok daha iyi başa çıkıyor. Pandemi döneminde ve sonrasında karlılığını korumayı ve arttırmayı başarabilen şirketler daha da iyi noktalara gelecektir.

Kâr nedir?

Simon-Kucher & Partners Kurucusu ve Onursal Başkanı Hermann Simon, karlılığın kendisi için geçerli tek bir tanımı olduğunu söylüyor: “Kâr, girişimcinin (şirket sahibi veya hissedar), çalışanlarına, tedarikçilerine, bankalara, diğer alacaklılara ve devlete, ticari sözleşmeler kapsamındaki tüm sözlerini yerine getirmesinin ardından elinde kalandır. Yalnızca vergi sonrası kâr kârdır. FVÖK (faiz ve vergi öncesi kar - EBIT) veya FVAÖK (faiz, vergi ve amortisman öncesi kar - EBITDA) gibi diğer rakamlar kar değildir.”

Kâr kavramı günden güne daha da belirsiz bir hal alıyor. Dünyanın en büyük dijital tabanlı ulaşım hizmeti sağlayıcısı Uber, Mayıs 2019'da halka açıldı. Mevcut hesaplamalara göre 2018'de, Uber 3,8 milyar dolarlık bir zarara uğradı ve bu durum Uber’in 940 milyon dolarlık bir "core platform contribution profit"[1] bildirmesini engellemedi. Ofis kiralama şirketi WeWork, 1.8 milyar dolarlık gelirden 1.9 milyar dolar zarar etti. WeWork, yeni bir ölçüt olarak, pazarlama giderlerini hariç tutan “topluluğa uyarlanmış FAVÖK" (Community-adjusted EBITDA) kavramını buldu. Bir diğer ölçüt ise EBITDaL: Buradaki “aL”, "kiralama sonrası" (after leasing) anlamına geliyor. Bu ölçütte, kiralama maliyetleri kara dahil ediliyor. Bu tür ölçütler açıklandığı şekilde hesaplansa da, kârlılıkla hiçbir ilgisi yoktur ve bu nedenle kâr olarak adlandırılmamalıdır.

Yanlış bilinen gerçek: Kârlılık

Öyleyse tanımladığımız karla ilgilenelim. Sokaktaki insanların şirketlerin karlılığı hakkında nasıl bilgi sahibi olduğunu öğrenmek için bir soru sorduk: Sizce tüm maliyetler ve vergiler düşüldükten sonra 100 Euro cironun ne kadarı şirketler için kâr olarak kalmaktadır? Aldığımız cevap ortalama olarak yüzde 22,8. Daha önceki anketler de benzer değerler verdi. Karşılaştırıldığında gerçeklik neye benziyor? 2003-2016 yılları arasında ortalama olarak, Alman şirketleri vergi sonrası satışlarda yüzde 3,3'lük bir getiri elde etti. Simon-Kucher & Partners Yönetim Kurulu Üyesi ve İstanbul Ofis Yönetici Ortağı Mert Terzioğlu Türkiye’deki durumu anlattı: “Türkiye’deki duruma baktığımızda ise çok da farklı bir resim görmüyoruz. Fortune 500 verilerine göre 2019 senesinde sektör ayrımı gözetmeksizin Türk şirketlerin ortalama karlılığı yüzde 4,28 seviyesinde gerçekleşti. Her ne kadar Türkiye’deki şirketlerin ortalama karlılığı Almanya’nın üstünde olsa da OECD ortalaması ile karşılaştırdığımızda, karlılığın neredeyse 1,5 puan aşağıda olduğunu görüyoruz. Benzer değerlendirmeyi Fortune Global 500 listesinde yer alan firmalarla yaptığımızda ise bu farkın daha da açıldığını ve Türkiye’deki şirketlerin ortalama karlılığının Fortune Global 500 listesinin ortalama karlılığından 2,5 puan aşağıda olduğunu görüyoruz. Bu noktada Türkiye’de karlılığın bir başarı kriteri olarak yeterli değeri görmediğini ve Türkiye’nin bu alanda hala gelişim yolu olduğunu gözlemliyoruz.” dedi.

Kar maksimizasyonunu nasıl sağlarız?

Kâr maksimizasyonu israfın tam tersidir. Veya bir başka deyişle, belirli bir kaynak girdisinden mümkün olan en yüksek performansı elde etmektir. Kâr etiği de bu temele dayanmaktadır. Harvard Business School Dekanı Nitin Nohria "Bir iş liderinin ilk etik sorumluluğu kar etmektir" der. Bir şirket iyi kazandığında, hemen hemen her zaman çalışanlar, tedarikçiler, bankalar, yerel yönetimler ve devlet de iyi kazanıyor. Günümüzün önemli uluslararası markalarından Bosch'un kurucusu Robert Bosch, "Çok param olduğu için iyi maaş ödemiyorum, ama çok param var çünkü iyi ücretler ödüyorum. Bunun tersi de doğrudur: Bir şirket zarar ederse, sonuç olarak çalışanlar, tedarikçiler, bankalar ve devlet her zaman zarar görür.

2020'nin başında, Dünya Ekonomik Forumu, Davos Manifestosu adı verilen bir açıklama paylaştı: "Bir şirketin amacı, tüm hissedarlarını paylaşılan ve sürdürülebilir değer yaratmaya dahil etmektir. Bu tür bir değer yaratırken, bir şirket yalnızca hissedarlarına değil, tüm paydaşlarına - çalışanları, müşterileri, tedarikçileri, yerel topluluklar ve toplum – hizmet etmelidir.”

Bu iki ifade, şirketlerin kar kavramına bakış açısını anlamak adına önem taşımaktadır. Geçmişte de şirketlere verilen tavsiyelerin en başında tüm paydaşlarının çıkarlarını gözetme konusu geliyordu. Paydaşlar ve hissedar değeri kavramlarını incelediğimizde birbirleriyle çelişen herhangi bir durum olmadığını söyleyebiliriz. Burada iki konu oldukça belirleyici niteliktedir. Bunlardan ilki kar artışı sağlanırken hissedar değerinin göz ardı edilmemesidir. 1919-1942 yılları arasında Harvard Business School dekanlığını yürüten Wallace Brett Donham da bu yaklaşımı formüle etmiştir: "Biz gerekli karı makul bir şekilde üreten liderler yetiştirmeyi istiyoruz, ancak kabul etmeliyiz ki bugün tüm liderler bu ilkeye uymamaktadır.” İkinci olarak ise, kar ve hissedar değeri yönetimi her zaman uzun vadeli değerlendirmelidir. Bu konu günümüzde de uzun tartışmalara yol açmaktadır. Kısa ve orta vadeli yatırımlar, uzun vadede kar artışını destekleyecek yapıda hacmi ve pazar erişimini ana odak almalıdır. Uzun vadede ise yatırımcıların ve yöneticilerin sürdürülebilir kar maksimizasyonunu temel hedefleri olmalıdır.

Karlılığın azalmasının nedenleri nelerdir?

Bu sorunun cevapları zaman zaman spekülatif olsa da, değerlendirilebilecek birçok nokta var. Satışları veya ciroyu maksimize etmek gibi yanlış hedeflereyukarıda değinilmişti. Yapılan araştırmalarda yöneticilerin yalnızca dörtte biri, şirketlerinde kar maksimizasyonun en önemli öncelik olduğunu söylüyor. Bununla birlikte, yöneticilerin hemen hemen yarısı, önceliğinde satış hacmi ve pazar payında olduğunu söylüyor. Bir Alman lüks otomobil üreticisinin yönetim kurulu şöyle bir açıklama yapmıştı: "Pazar payımız yüzde 0,1 düşerse, mahvoluruz. Öte yandan, kâr yüzde 20 düşerse, kimse ilgilenmez". Bu ifade muhtemelen aşırıya kaçsa da, yöneticilerin bir çoğunda benzer düşünce hâkim. Terzioğlu: “Günlük işlerde satışlar, satış hacmi veya pazar payı hedefleri ve bunların arkasındaki istihdam hedeflerinin genellikle daha baskın olduğunu gözlemliyoruz. Küresel çapta gerçekleştirdiğimiz araştırmalarda, şirket çalışanlarının son finansal yılın satış hacmini, karlılıktan tam altı kat daha iyi bildiğini gördük. Bu oran bize şirketlerin önceliklerinin ve hedeflerinin karlılıktan farklı kriterlerde konumlandığını gösteriyor.”

Karlılığın önünde pek çok engel bulunmaktadır. Bunlardan ilki olarak, birçok endüstride var olan kapasite fazlası konusu sayılabilir. Buna ek olarak, gereğinden fazla çeşitliliğe sahip olma da, kapasitenin doğru kullanımını engelleyeceği için karlılığı yok eden bir başka etmen olarak belirtilebilir. Bu konular üzerinde yoğunlaşmak karlılığı arttırmada önemlidir.

Başarının tanımı nedir?

Her girişimci, başarının ne anlama geldiğine kendisi karar vermelidir. Bu konuda tek bir tanımın geçerli olduğunu söylenemez. Ancak bir şirket uzun vadede kâr sağlamazsa ve en nihayetinde “yok olursa”, o zaman başarıdan bahsetmek zordur. Düşük kar veya zararların girişimciler, yöneticiler ve çalışanlar arasında nasıl motivasyon kaybına, hayal kırıklığına ve enerji kaybına neden olduğunu sıklıkla deneyimliyoruz. Ve bunun tam zıttı olacak şekilde, sürdürülebilir kârların girişimcileri motive ettiğini, teşvik ettiğini ve harekete geçirdiğini deneyimliyoruz. Pandemiden sonraki dönem için bu durumlar her zamankinden daha da fazla geçerli olacaktır. Dolayısıyla, pandemi etkisi olsun olmasın, özel şirketler için “tutarlı kar yönelimi”nin alternatifi yoktur. Sonuçta, kabul etmeliyiz ki hiçbir şirket kârlı olduğu için yok olmamıştır. Aksine, karlılığa gerektiği önemi vermediği için yok olan şirketler sayıca oldukça fazladır.

 

[1] Uber’in temel platformu altında sayılan araç paylaşım hizmeti ve UberEats’ten elde ettiği gelirden, amortisman dışı gelir maliyeti, operasyon ve destek, satış ve pazarlama, ar-ge ve idari maliyetlerinin çıkarılmasıyla hesaplanmaktadır. 

Merve Kilickaya Mon, 11/09/2020 - 09:54pm